İnsan

Gerginim, sinirliyim.

İnsan, insan olmaktan kendini nasıl alıkoyabilir ki? Nasıl olur da ana rahmine düştüğünde bir dilden,dinden,fikirden, kültürden, kinden, nefretten, isimden yoksun olduğunu unutabilir? Kafatasının bile sertleşmediği, tek fiske ile ölümü tadabileceğini nasıl olur da unutur da şuan ölmenin ne olduğunu bilen insanlara kin ve nefret duygusuyla yaklaşabilir?

Enkaz altında hayatını kaydeden birinin cansız kolu omzunda, yıkıntıların arasında çıkmayı kurtarılmayı bekleyen 9 yaşındaki Yusuf’un bakışlarını nasıl bir kenara iter de insan, sadece BDPli diye yardım toplayan insanları linç etmeye kalkabilir.

Neden 12 yıldır kendisinden kesilen deprem vergilerinin hesabını sormaz da yardım edeceklerinin hesabını sorma hakkını kendinde bulur insan?

Nedir insanı bunca nefrete sürükleyen?

Tarihe bulaşmak istemiyorum ama Japon medyasında bile yer alan “Türkiye, Van’a etnik sebepler yüzünden mi yardım talep etmiyor?” tartışmasını yaşatabiliyoruz. Japonya olmasına dikkat etmek lazım. Depremle yaşamanın, acının ne olduğunu bilen insanların olduğu yani aynı burası gibi bir yer.

Ama ey ülkücüler ey kendini Türk sananlar, Van da Misak-ı Milli sınırlarında değil miydi? Bu sınırlar çizilirken Ermenisi de Alevisi de Kürdü de bu topraklarda değil miydi?

Sırrı Süreyya’nın sözüne katılıyorum, Türk soyluyum ama bu sorun çözülene kadar Kürdüm. Ölüm her ulus için aynıdır. Dile dine bakmaz öyle değil mi? Düzce’de Allah’ın hikmeti, Van da kader değildi bu deprem. Dinar’da değildi. Erzurumda değildi. İnananlara söyleyeyim ki, kıyametten bahsedersiniz ya hep, toplumun bozulması masalları… Toplumun önemli kesimi olarak kendinizi görüyorsanız eğer kabul etmeliyiz ki kıyamet gelmiş. İnandığınız sizi test etmekte ve siz hep günahlar işler durumdasınız.

Van’da herkes yardım eli beklerken, hırsızlık yaparak, kolilere çakıl taşları doldurarak, bikini ve ponpon terlik göndererek Avrupalının deyimiyle “Barbar” olduğumuzu zaten açıkça gösterdik. Ben şimdi 17 milyonluk bir şehirdeyim ve olası depremde öleceğim yada enkaz altında yardım bekleyeceğim. Siz de öyle… Ve zaten apartmanınızda oturan, sınıf arkadaşınız olan, işyerinizde bulunan, milliyetçilik naraları attığınız İstiklaldeki mekan sahipleri olan, kimisi öğretmeniniz kimisi camide hocanız olan, kimisi sevginiz kimisi arkadaşınız olan Kürt, Çerkez, Alevi, Ermeni ve türlü türlü sizden olmayandan yardım gelsin diye bekleyeceksiniz… Kimse size elini uzatıp ölüm pahasına enkazdan sizi çıkarmaya çalışırken Türk ise çıkarayım, dindar ise çıkaraym demeyecek. AMa siz bugün Van’da adamlarınıza 3-5 çadır verirken bir diğerine “Kime oy verdiysen ondan yardım iste” diyerek, hamile kadınların olduğu çadır alanlarında tek bir doktor bulundurmayarak öteki demeye devam edeceksiniz.

Unutmayın ki hepimiz “”İNSAN” olarak doğduk.

Kadıköy’deki karton toplayan  ve bunları kolilemeye yardım olması için belediyeye götüren o güzel çocukları öpüp, koklamalı ve örnek almalıyız.

1999 yılında bir çocuk, ismini hatırlamıyorum, bir zarf göndermiş Gölcük’e. İçinde de bir küçük yazı, diyorki, “Babam yok annem de hasta. 2 milyonumuz var ekmek almak için iki tane. Ben size 1 milyonunu gönderiyorum. Depremdeki çocuklara bir ekmek alın. Çünkü ben bugün çöpte bir ekmek buldum. Ama pul parası da vereceğim için bir milyonun hepsini gönderemiyorum. Kusura bakmayın. “

Sanırım insan olmaktan gurur duymak sadece burada saklı.

This entry was published on Ekim 26, 2011 at 9:39 pm and is filed under Genel. Bookmark the permalink. Follow any comments here with the RSS feed for this post.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.