Oradaki Pipo Nedir?

adsiz2
Michel Foucault’nun “Bu bir pipo değildir” adlı eserini okurken anlatım nesnelerinin neliği konusunda bazı noktalar aklıma takıldı. Kitaptan örnekle bir pipo resminin pipo ile olan ilişkisinin düzeyini düşündüm ve bu konu üzerine bir şeyler yazmak istedim. Elbette ki amacım neyin ne olduğunu kesin şekilde ortaya koymak değil. Amaç sadece kitabı okurken aklıma gelenleri birkaç farklı noktadan ele alabilmektir. Bu noktalardan birisi doğrudan Platon’u anımsamış olmam, bir diğeri ise Wittgenstein’ın iki dönemine de ait bazı fikirlerin bu tabloda sunulabileceğini düşünmemdir.
Yazının bir sonuca ulaşması kaygısında değilim. Bu sebeple de yazarken çelişkili olabilecek noktalardan kaçınmaya çalışacağım. Çünkü hem sonuç olmadan bir de çelişki içerisinde olması oldukça sıkıcı olabilir.
Konu üzerinde düşünürken, yazının asıl kısmında değinmemiş olsam da, “kuantum fiziğinin felsefe içerisindeki yeri, yada felsefede yeri olabilir mi?”yi de düşümdüm. Temele aldığı “belirsizlik” kavramı ile aslında yeni ve geniş bir pencere sunuyor bize. Düzen ve düzensizlik içiçe. Gözleyen ve gözlenen içiçe. Antik Yunan’dan beri gördüğümüz pek çok kavram kuantum teoremlerinde yeniden yorumlanmışa benzemektedir.
Şöyle bir örnek verebiliriz; Bir foton parçacığı yada bir elektron bir an için x mekanında iken ardışık anlık dilimde başka bir mekana geçiş yapmış olabilir. Popüler bir kelime ile “ışınlanmış” olabilir de diyebiliriz. Bir elektronun bu anlık yer değiştirişi, içinde bulunduğu maddenin de değişmesi demektir. Sol el parmaklarınızdan birinin bir anda yok olasını düşünün. Artık fiziksel olarak aynı olamazsınız.
Bunu alıp da dil içerisinde işlediğimizde ,ilk bakışta, mecaz anlamlılık ile eşleşebilir gibi geliyor. Belki başka imkanlarda vardır ama mecaz anlamlılık bile bir paralellik olarak yeterince etkileyici. “Gül” kelimesini ard arda kurulan iki cümlede ilkin isim olarak -Bu kırmızı bir güldür-, ikinci cümlede ise bir fiil olarak -Bu durumlarda gülmek hoş değildir- kullanılması tamamen başka sonuçlar doğurur. Kullanılan harfler ve kelimenin tamamı aynı sentaksa sahip olsa da, aynı yer değiştiren bir elektron gibi, artık başka başka yapılardır.
İşte bu durum Wittgenstein’da nesnel dünyanın tasarımları olarak karşımıza çıkar. Her tasarım başka bir içerik ve işarete(yönelime) dairdir.

Şimdi gerçeküstücü ressam Rene Magritte’in “Bu bir pipo değildir” yazılı tablosuna baktığımız zaman, orada iki farklı anlatımla karşılaşırız. İlki bir pipo resmi ile bize verilen veri, diğeri ise bunun aslında bir pipo olmadığını söyleyen bir yargı cümlesi… Tablo içerisinde, pipoyu referans alan şekil ve tablonun sadece bu pipo şeklini içermediği gösteren şeklin altındaki cümle oldukça farklı anlatımları içeriyor. Mantıksal olarak ifade ettiğimizde,
p → – p
gibi bir önermede bulunuyor diyebiliriz. Ancak bu mantıksal olarak yanlış olurdu. Çünkü bu p’nin bir sayısal değere denk geldiğini düşünürsek;
2 ≠ 2
şeklinde de belirtebilmemiz gerekirdi. Oysa bunun mantıksal olarak tutarlı olmadığı açıktır. O halde bu resimle bize anlatılmak istenen ne olabilir?
Gerçeküstücülüğün benimsemiş olduğu belirsizlik ilkesi burada apaçıktır. Çünkü tabloyu bütün olarak ele aldığımızda karşılaştığımız iki farklı yargı bize açık bir veri sunmamaktadır. Foucoult’nun kitabında Rene Magritte ile olan bir mektuplaşması üzerinden işlediği benzeyiş ve andırış kavramları ile Platon’un tümel kavramının burada ilişkilerini inceleme imkanı bulabiliriz. Şöyle ki, Magritte kanımca doğru olan bir ayrıma gidiyor ve şeylerin aralarında sadece andırma ilişkisi kurulabileceği belirtiyor. Kendi verdiği örnekle bezelyeler yaklaşık aynı renge ve şekle sahip olsalar da bunlar birbirlerini ancak andırabilir veya andırmayabilir. Aralarında oluşabilecek tek ilişki budur. Benzeme ise bizim düşüncelerimiz ile ilgilidir. Bu noktada Platon’un Kratylos diyaloğuna dönersek, adların genel anlamda bütünleyici anlamlar taşıdıklarının belirtildiğini görürüz. Yani bezelye adı sadece o nesneye verilmiş genel (tümel) bir ad olarak oldukça kuşatıcıdır. Magritte’in mektubunda “biz düşüncelerimize göre benzerlikler kurarız” cümlesi de bu anlamda ele alınabilir.
Platon’a göre tümel olan “beyaz” kavramını eğerki biz bir cümle içerisinde kullanırsak, örneğin “Tebeşir beyaz renktedir, aynı doktorların önlükleri gibi.”, beyaz kavramının ifade edilebilmesi için bir nesne ile kullanılması gerektiğini görebiliriz. Tek başına “beyaz” demek, herhangi bir yönelimden uzak olacaktır. Beyaz renk derken bile fiziksel olarak bir renkten bahsediyor oluruz. Platon’un da demek istediği tüm bu beyaz olma durumunun ötesinde bulunan beyazdır. Yani hepsinde ortak olan. O halde bir beyaz tebeşir ile bir beyaz doktor önlüğü birbirini andırır ama birbirine benzer midir?
Vereceğimiz cevabın olumsuz olmasını gerektiğini düşünebiliriz. En azından yazının sanki bu cevabı almak ister gibi bir durumu olduğu düşünülebilir. Oysa nesneler arasında bir andırma ve düşünceler arasında bir benzeyiş durumu söz konusu ise, tebeşir ile önlük ancak benzer olabilirler. Çünkü tek ortak noktaları beyaz tümeline aittir. Oysaki iki bezelye tanesi renk, şekil, büyüklük, tat gibi pek çok ortak özelliğe sahip olmalarından dolayı birbirlerini andırırlar. Rene Magritte’ın dikkat etmediği husus budur. Şeyler arasında andırma olabilir fakat aynı şekilde benzeyiş de olabilir. Benzeyişin sebebi ise andırmanın tamamen dışında nesnelerin sahip oldukları tek ortak özellik sebebi ile oluşur.
Şimdi, bir bezelye evrensel kümesi hayal edelim. Bu kümenin içinde de iki tane küme daha olsun ve bunlar da birbiri ile kesişsinler. Birisine Bx, diğerine By ve evrensel kümemize de Be ismini verelim.
Bu durumda Bx ve By, Be nin altkümeleri durumdadır. Be nin bezelyenin tüm özelliklerini belirtiğini düşünürsek, bu evrensel küme bir tümel olarak ele alınabilir. O halde Be’nin altkümeleri olan Bx ve By de Be’den özellikler almış olmalıdır. Bx ve By’nin kesiştiklerini söylemiştik. O halde kesişim bölgesi de yine Be’nin özelliklerini taşımaktadır. Aynı şekilde kesişim bölgesinde hem Bx’in hem de By’nin elemanları bulunmaktadır. Bu iki kümenin ortak özelliklerini belirten kesişim bölgesi bezelye tümeli içerisinde yer alan bir andırma alanıdır. Be kümesi bir tümel olarak bezelyeye ait tüm özellikleri zaten taşımaktadır. Ancak kesişim bölgesi belirli özellikler için ortak bir alandır ve bu sebeple birbirini andıran bezelye taneleri ile doldurulabilir. Örneğin yuvarlak olma özelliği bu alanı belirtiyor ise bezelyelerin yuvarlaklığı bakımından taneler birbirini andırır. Oysa bezelye tümeli tüm özelliklere sahip durumdaysa hiçbir bezelye tanesi bezelye tümeline benzer olamayacaktır.
Bu andırmaların toplamı ise bize benzeşmeyi verecektir. Wittgenstein gibi söylersek; “Cümlelerin toplamı dünyadır.” olacaktır.

Şimdi Rene Magritte’in “Bu bir pipo değildir” isimli tablosuna tekrar dönelim.
Pipo dediğimiz zaman anladığımız şey çoğunlukla, ağaçtan yada lüle taşından yapılmış, filtresi olan, tütün içmeye yarayan bir alettir, şeklinde olacaktır. Tütün içme amacı doğrultusunda yapılmış bir alet olarak pipo bizde her zaman bu şekilde nesnesel bir çağrışım yapacaktır. Yada pipo denildiğinde bu tanıma benzeyen bir nesne hayal edeceğizdir. O halde bir pipo resmi gerçekten piponun kendisini karşılar mı? Daha basit şekilde Magritte’in tablosundaki bir pipo mudur?

Buna bir cevap vermeden önce Wittgenstein’a biraz bakmak istiyorum. Tractatus’da belirttiği bazı cümleleri yukarıda söylediklerimizle ilişkili olarak burada anabiliriz. Kitabın ikinci cümlesinde yani 1.1 önermesinde “Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.” deniliyor. Wittgenstein için biz dünyayı, dünyadaki olguları karşılayan tasarımlar ile kavrarız. Bu tasarımlar dilsel tasarımlardır ve sınırı yine dünyadır. O halde dünyadaki nesneler değil, olgu durumları bizim anlama sürecimize dahildir. Bu tasarımlar gerçekliğin bir taslağıdır2. Bu tasarımlar da olguların tasarımlarıdır. Sonuncu bir önermeler olarak da 3. önerme olan “Olguların mantıksal tasarımı, düşüncedir”i ve 3.22. önerme olan “Ad, cümle içinde nesnenin yerini tutar.”ı kullanalım. Wittgenstein’a göre biz yanlış düşünemeyiz. Bu sebeple olgunun tasarımının doğru olması demek düşüncenin de doğru olması demektir. Yoksa bunun tam tersi olur.
Platon’un Kratylos diyaloğunda üzerinde durduğu adlandırma problemi için konuşurken, her doğru adlandırmanın, işaret ettiği nesneyi tam karşıladığı belirtir. Yani yanlış bir ad zaten hiçbir şey ifade etmeyecektir. Buna paralel bir şekilde Wittgenstein’da da adın dünyadaki nesneyi işaret etttiği fikri ile karşılaşıyoruz.
“Ad”, bir tasarımdır. Nesnelerin dil yapısı içerisinde işaret edilebilir bir forma dönüştürülmesi, kavramlaştırılmasıdır. Bu sebeple her ad, bir tasarım olarak, dünyaya ait bir şeyin tasarımıdır. Dil içerisinde, bir cümlede de, bu sebeple işaret ettiği nesnenin yerini tutar.
Peki resmi de bir tasarım olarak ele alabilir miyiz? Bu yazı içerisinde cevabımızın olumlu olduğunu düşünerek hareket edelim. Tabiki buradaki tasarım, dilsel bir form almasa da yine mantıksal bir form almaktadır zaten. O halde Magritte’in piposu nesnel bir piponun hem işareti hem de onun yerine geçen tasarımıdır.
Ben, olgularla kavrayabiliyorsam, o halde nesnelerin salt nesnel durumları benim için anlanabilir olamaz. Matematik, geometri, mantık gibi evreni, düşünceyi kendi olgularımıza dönüştürmeden dünyayı algılayamıyorsam, o halde sadece bir nesne benim için geçerli bir kavrayış oluşturamaz. Nesnenin belirli kurallar çerçevesinde olgu halini alması gerekmektedir ki ben onu anlayabileyim. “Sigara” kavramı, söylenirken sesli, yazılırken görsel bir form alması bakımından mantıksal kurallarca oluşturulmuştur. Ben de buna karşılık gelen nesneyi ancak bu yolla algılayabilirim.
Daha önce hiç “rubic cube” görmemişsem eğer, birisinin bunu söylemesi benim için herhangi bir anlamda taşımaz. Ancak bir nesneyi, rubic cube’ü, işaret ederek kurulan “rubic cube” kelimesi bana bir karşılaştırma imkanı sunmaktadır. Burada işaret etme, artık, “buna eşittir” anlamını taşımaktadır. Kelime ile nesne arasındaki anlamsal ilişki bana işaret ile verilen bu bağ ile mümkün olabilmektedir.
Peki o zaman şunu sormalıyım; Magritte’in tablosunda çizilmiş olan pipo bana pipoyu anlatıyor mu? ya da yazılmış olan “bu bir pipo değildir” cümlesi bana işaret olarak verilenin nesneye karşılık gelmediğini mi belirtmektedir?
Sanıyorum ki bu sorulara tek tek cevap vermek toplamda bir cevap olamayacaktır. Anlattıklarımıza bir özet olarak kullanabileceğimiz bu cevabı şu şekilde toplayalım;
1- Her ad, nesnel bir gerçekliği anlamlı kılar.
Öğrenilen bir dil ise ve dil içerdikleri bakımından tek bir bakış sunmamaktaysa, örneğin mecaz anlamlar gibi, o halde dil ile anlaşan insan için nesnelerin kendileri aracılığıyla değil, onları işaret eden adlar ile anlaşılabilir.
2- Adın nesneyi karşılaması benim bunu istememle mümkündür.
Eğer ki ben, “gül” kelimesi için hem fiil, hem de isim karşılığını biliyorsam, cümlede sunulan doğru anlam için, bana verilen işaret kadar benim de bu anlamın işaretine yaklaşmam gerekir. Yani yönelimim “gül” kelimesini fiil olarak o an için anlamlı kılarsa, isim olarak anlamsız kılmalıdır.
3- Adın karşıladığı anlam benim tasarımımla ilişkilidir.
Başkası için durum değişebilir. Magritte için pipo, pipo olmayabilir. Onun anlatmak istediği piponun kendisi değilse bu tamamen mantıklıdır. Çünkü amaç piponun anlamı değildir. Şekil bana pipoyu betimlese de, bunun pipo olmadığının belirtilmesi demek, “ben bunu,sadece, pipoyu anlaman için yapmadım” demektir. Ya da “evet pipo çizdim ama sonrada değildir dedim” anlamındadır. Başka bir anlama ihtiyaç yok. Çünkü resmetmek de bir dil parçası olarak aynı anda kendisini değilleyen cümle gibi yine de pipoyu işaretlemeye devam etmektedirler.

Sadece bu kadar.

KAYNAKÇA

Bu Bir Pipo Değildir, Michel Foucault, YKY

Tractatus Logico-Phılosophicus, Ludwig Wittgenstein, Metis Yayınları

Felsefi Soruşturmalar, Ludwig Wittgenstein, Metis Yayınları


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.